
İnfaz Yasası ve Anayasaya Aykırılık
Eşit ve adil olmayan infaz yasası mevcut haliyle kabul edilirse Anayasa'ya aykırı olacak ve iptali gerekecektir.
Korona virüsünün tüm dünyayı sardığı bu günlerde cezaevinde yüz binlerce insanın hemen tahliye edilmesi gerekirken bazı suçları kapsam dışında bırakan infaz düzenlemesi dedikleri aslında hukuki statüsü özel af olan düzenleme, Anayasa’nın ''kanunda önünde eşitlik'' ilkesine aykırıdır.
Her ne kadar infaz düzenlemesi denilse de TCK’nın 65. Maddesinin 2. Fıkrasına bakıldığında bunun bir özel af olduğu görülecektir. TCK madde 65/2 şöyle diyor; ''özel af ile hapis cezasının infaz kurumunda çektirilmesine son verilebilir veya infaz kurumunda çektirilecek süreler kısaltılabilir.'' Yapılan düzenleme özel af yasası olması ve bazı suçların bu af kapsamı dışında bırakılması aşağıdaki belirteceğimiz sebeplerle Anayasa'ya aykırılık teşkil edecektir.
4709 sayılı Kanunla ve 3 Ekim 2001’de Türkiye Büyük Millet Meclisi Anayasa’nın bazı hükümlerinde değişiklik yapmıştır. Yapılan değişiklikte Anayasa'nın ''14. maddesindeki fiillerden dolayı hüküm giyenler hariç” kısmı çıkarılarak meclis’in af yetkisinin kapsamı genişletilmiştir. Yapılan bu değişiklikten sonra artık TBMM bütün suçlar hakkında af kanunu çıkarma yetkisine haiz olmuştur. Ancak bunun tek istisnası orman suçlarıdır. Genel veya özel af tasarı veya tekliflerin Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun kararı ile mümkündür. Yapılacak düzenlemeye bakıldığı zaman Anayasa’ya şekil yönünden aykırılık teşkil edecektir. Yine Anayasanın 10. maddesinde ‘Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir’ ifadelerine yer verilmek suretiyle anayasal güvence altına alınan eşitlik ilkesi söz konusu özel af düzenlemesiyle ihlal edileceği açıktır. Anayasa ve yasalarla güvence altına alınan eşitlik ilkesi gereğince özel af düzenlemesinde eşitliğin sağlanması gerekmektedir. Şöyle ki; siyasi suçların ceza miktarları kapsam içine alınan bazı suçların ceza miktarından daha az olmasına rağmen kapsam dışı bırakılması eşitlik ve ayrımcılık yasağı ilkelerinin ihlalini gündeme getirecektir.
Terörle Mücadele Kanunu'nun 4. maddesi çoğu suçu TMK kapsamına sokarak terör suçu sayıyor ve uygulamada bu kriterlerin yanına soyut kavramlarda eklenerek yapılan haberler, siyasi eleştiriler, ifade özgürlükleri, öneriler, derneğe katılma, protesto gibi şiddetle bağlantısı olmayan çoğu düşünce ve eylem suç sayılıyor maalesef. Aslında suç olmayan eylemlerin uygulamada ''terör'' suçu kabul edilerek cezalandırılması bir de özel af kapsamı dışında tutulması eşitlik ilkesine aykırı olmakla birlikte hukuken ve vicdanen kabul edilemez.
Baktığımız zaman ''terör’’ suçu olarak kabul edilen ve kapsam dışı tutulan gazetecilerin haberleri, sosyal medyada yapılan eleştiriler, siyasetçilerin ifade ve düşünceleri, öğrenci protestoları, akademisyenlerin eylem ve düşünceleri suç sayılıp cezalandırılıyor. Hatta ''terör’’ suçu denilip af kapsamı dışında bırakılıyor. Hiçbir hukuki ilkeyle bağdaşmayan aksine hukuku görmezden gelen bu anlayıştan vazgeçilmelidir.
Düzenlemesi yapılan özel af yasasında; şiddete bulaşmayan ifade ve düşünceler, muhalif eleştiriler, eylem ve protestoların en azılı (öldürme, yağma, rüşvet, hırsızlık, uyuşturucu, dolandırıcılık gibi ) suçlardan tehlikeli gösterilmesi ve kapsam dışında tutulması hukuk garabeti olacaktır.
İran gibi idam cezasının olduğu bir ülkede dahi virüsün ilk zamanlarında suç ayrımı yapılmadan binlerce kişi tahliye edilmiştir. Salgın tehlikesinin arttığı bu günlerde geç kalmadan yaşam hakkı ön planda tutularak infaz yasasında bir ayrıma gidilmeden, Anayasada güvence altına alınan ''kanun önünde eşitlik’’ ilkesi gereği adil ve eşit bir düzenleme yapılmalıdır. Bu haliyle yasanın kabul edilmesi anayasa ve kanunlara aykırı olacak ve iptali gerekecektir.